sirri sureyya onder

herşeyi bir yana bırakalım, biz onu severken aramızda siyaset yoktu zaten.

çok güzel adamdır.

tek başına meclis olabilecek birikimi, toplumsal olaylara dair de her görüşten klavyeci müritlerin toplamından faydalı olabilecek de çözümleri vardır.

hayat hikayesini anlattığı birkaç videoluk özete youtube aracılığıyla ulaşılabilir. lütfen izleyin. o artık herkesin vekili değil mi?

aylar sonra kendisi aracılığı ile sözlüğü hatırlamış olmak da ayrı bir not olsun, sırrı süreyya'dan kimse bahsetmemişken üç yıl önce bahsetmek de bize nasip olmuş.

eric gerets

galatasaray'da bugün hala iyi olan birçok şeyin mimarı, gerçek sahibi. devrimler böyledir zaten, siz yiyemezsiniz ekmeğini, seneler sonra kurduğunuz sistem tam anlamıyla oturduğunda orada kim varsa o başarılı görünür, veya tam tersi.

ekonomiyi düşünün, kemal derviş'in ekmeğini hala yiyenleri... tam o hesap galatasaray'ın durumu.

meydan sozluk

ne sözlükmüş be birader!

çok uzun bir süre üzerine hiç gül koklamadan sevdiğim sözlüktü lafmacun, gerçek anlamda ilk kez interaktif sözlük denilen olayla tanışıp, yazarak vakit harcadığım.. interaktif sözlük dediğimiz şeyi de çok şiddetle sever savunurum; en az hintliler kadar hayatımıza aldığımız internete dair tek orijinal keşfimiz budur zira. ihracatı pek mümkün olmadığı için keşif gölgede kalıyor; sedat kapanoğlu'nun hayatı film falan olmaz bu yüzden.

o kadar olay koptu burada, birinin bile içinde değildim; tanıdığım hiç kimse de değildi. gittiğim iki zirvede yüzlerini gördüğüm ama tanışmadığım adamların bitmeyen olayları.. bir coder vardı, bir kız vardı birşeyler oldu coder topladı gitti, kaç ay sözlük yoktu; lafmania diye bir sitede ona buna yorum yapıp duruyoduk.

kürtçüler-türkçüler-solcular-sağcılar allahına kadar savundular ne biliyorlarsa, bu kavgalardan birileri uçurulunca da gece kopardı yaygara! çok ünlü ve değerli yazarlarımız küfrettiler atıldılar, kendileri bıraktılar, bir dolu olay.. bir keresinde aynı mevzulardan bir yazarı seri eksilediğim için uçurulmuştum. birkaç ay aynı kullanıcı adının ingilizcesi ile dolandım buralarda. uçurulduğumu bilemediğim için hesabıma erişemeyince kendimi babam evden atmış gibi hissettiğimi hatırlıyorum.

isim değişikliğini facebook'a gelen mesajla öğrendim. lafmacun'u diğer sözlüklerden belki de en radikal şekilde ayıran vasfın: "... sozluk" şeklinde olmayan ismin değişmesi vesilesiyle gelin görün bizi çağrısı yapmıştı bir yönetici. geldik, gördük belki aylardan sonra ilk kez. iyi, hoş diyeceksin tabi, tutup da sana soracak halleri yok. sağı solu kurcalar, millete ne olmuş diye bakarken zibidigibi arkadaşın başına gelenleri gördüm. yemin ederim ne olmuş bitmiş bilmiyorum. ama gıyaben tanıdığım bu yazarın en eskilerden biri olduğunu, "root" mertebesinde olduğunu biliyorum. radyoda program yapardı bize cengiz kurtoğlu, orhan gencebay çalardı; oralardan yolladığım güvercinler vardır. birşeyler olmuş, rootluk gitmiş, hatta komple bırakmış. sonra yeniden gelmiş yazar olmuş. acayip karmaşık işler... sözlükte de dolu içerik var bununla ilgili.

bugün yine tesadüfen aklıma geldi girdim, güvercinde bir mesaj! exnihilo artık sadece yazar olduğunu anlatmış. bu sözlükte ne iktidar savaşı oldu böyle demekten alamadım kendimi bunları yazdım. sol layer birkaç tane tematik eseri faydalı başlığa sahip, ana gündem akşamki maç, ana gündem dediğimi de -skor belirtenleri dahil etme- 30,40 giri oluşturuyor.

bu sözlüğü yönetmek neden böyle olay? sözlük gelişmiyor bunu gördüğünüze,çözüm aradığınıza eminim, fakat bu yönetim anlaşmazlıkları, ne bileyim sürekli birilerinin birşeyleri bırakması, sürekli birilerinin birşeylerden atılması neden böyle olay oluyor?

cumartesi sabahı toplam 29 kişi sözlükte. okur potansiyeli olmayan bir sözlükteyiz, hadi varsay 100 kişi de okur olsun. o kadar girip çıktım ben bu sözlükte aynı anda 200 yazarı bir arada görmedim.

bu haliyle de mutlu olunur, herkes en büyük değil buna tamam diyorum fakat madem hal vaziyeti bu, neden bu kavgalar, bu bırakıp gitmeler hala bu kadar sıcak! neden bitmiyor ki herkes birbirinin nick altı yerine rahat rahat güzel başlıklara bilgi içeren şeyler yazsın.

niyetim inanın polemik değil. burada artık doğru düzgün yazmıyorken böyle hesap sormam da aslında bana düşen bir şey değil. ama bunları belirtmek istedim: sadece söylemiş olmak için; ben bunları yazdıktan sonra kimse üstüne vazife çıkaracağı için değil.

kene

aylar sonra ne olmuş diye sözlükte dolaşırken girilerine rastladığım sözlük yazarı. birkaç gün de bu genç eğlenecek buralarda. çok kasmayın sıkılınca bırakır. kendisi buralarda hiçbirşeyin değişmediğini kısa yoldan gösterdi bana, sağolsun. demek ki, ne isim değişmeyle, ne tema değişmeyle, ne gelir paylaşmayla bu işler olmuyor.

kemal kilicdaroglu

hakkında taraflı tarafsız herkesin katılması gereken bir gerçek var ki; iyi bir adam.

fakat türkiye'de siyasette tecrübenin, stratejinin, bir nevi çakallığın ne kadar iş yaptığını; ve kendisinin dürüstlükte, devlet adamlığında onda biri olamaz adamların nasıl en mühim makamların vazgeçilmez isimleri olabildiğini bize acı bir şekilde gösteriyor kemal abimiz.

istanbul büyükşehir belediyesi seçimleri, ankara'daki kıran kırana yarış da hesaba katılırsa, durgun baraj partisi chp adına en heyecanlı geçen seçimler olmuştu. abartmadığımı düşünüyorum. 2002'den bu yana hiçbir seçimde chp kurmaylarının "hadi sabaha iktidar oluyoruz" demediğini biliyor olmalıyız? seçimlerden kısa süre önce patlattığı dosya ve düellolarla önce şaban dişli, arkasına dengir mengir, finalde de i.melih'i yiyince; kendisine bir makamın yolunu açmak farz oluvermişti. bu noktada baykal'ın "geliyor valla arkamdan sağlam bir adam" yönündeki korkusu da önemli tabi; o ayrı konu. kılıçdaroğlu belediye seçimini kazansa, kasetten sonra önder sav mı genel başkan olurdu dersiniz?

yerel seçimler döneminde çok eksik kaldı kılıçdaroğlu. iktidar adayının iki dönemlik projelerine alternatif sunamadı, istanbul'u bildiğine dahi kimseyi inandıramadı. şimdiki havuz, gömlek polemikleri, o dönemde de istanbul'un çamurlu yolları vesaire diye gidiyordu.

bugün üç aylık chp genel başkanı olarak ilk ulusal sınavının arefesinde, kılıçdaroğlu'nu bir çok noktada ilerlememiş bulduk. şunu itiraf edelim ki, kongrenin ardından esen o hızlı rüzgar çabuk duruldu. eski-yeni-küskün her telden chp'linin kılıçdaroğlu'na inancı var. gelgelelim ki takatleri mi kalmadığından nedir, adamın yanında yöresinde duran yok. gürsel tekin'in aklı hala kendi geleceğinde. önder sav deseniz geçen ay saadet kongresini yönetiyordu, dün haberlerde binali yıldırım ile izmir banliyösünü açarken izledik. umut oran sahiden umut veriyor fakat sesi çıkmıyor. hakkı süha okay ise ankara'dan sözcülük yapıyor. peki kimdir bu adamın kurmayları, kimdir sağ kolu, sol kolu?

chp il örgütlerine çalışmalar için kaynak aktarılmıyor. akp ilçe ilçe gereken kaynağı anında aktarıyor. parti üyeleri her düğünde, her cenazede, her açılışta muhakkak bulunuyor ve ev usulü kulis yapıyorlar. tabiri caizse canla başla çalışıyorlar.

hayır'cılardan bu işe gönül verip çalışan iki kişi var deseniz yalan değil. biri yazılı metinden vazgeçti geçeli sesi daha bir gürleşen kürsü kartalı devlet bahçeli, biri de şapkayı takıp otobüsün üstüne çıkınca içindeki ecevit'i iyiden iyiye salıveren kemal abi. oysa olur mu bu işler böyle?

referandum sonuçları kemal abi için şerefli mağlubiyetler listesine eklenecek bir halka olacaktır kanaatindeyim. adam türkiye'de kazanamayacak kadar doğru. kemal kılıçdaroğlu çok iyi bir kurmay, açıkçası tam bir görev adamı, fakat şu aşamada bir lider değil. beklediği erken seçim de gelmez ise hali duman.

26 mart 2010 ibb bursaspor maci

şampiyonluğun 1 numaralı adayının akıllı olup bir süre şampiyonluk lafını ağzından düşürecek sonuçla biten karşılaşma olmuştur.

şampiyon öyle olunmaz, hele olmadan oldum sanırsan hiç olunmaz.

trabzonspor

2010 türkiye kupası finalinde fenerbahçe'nin rakibidir.

sermiyan midyat

onu çok önemsememizi ister gibi bir hali var. vaktinde sezen aksu hayli önemsemiş diyorlar.

21 mart 2010 sivasspor genclerbirligi maci

sivasspor'un hazin sonunu görmemiz için ışığı biraz daha açan maç olmuştur.

21 mart 2010 manchester united liverpool maci

rooney'in kaçırdığı penaltıyı tamamlayarak attığı golle 1-1 olmuştur, ilk yarısı da bu skorla tamamlanmıştır. liverpool tartışmalı penaltı sonrası epey gaza gelmiştir.

2009 2010 sampiyonunun bursaspor olmasi

2008-2009 sezonunda sivasspor'un şampiyon olması ihtimali kadardır.

geçmiş tarihe ait bu ihtimal sonuçlanmış ve sivasspor geçen sezon ligi şampiyonluk havasında ikinci bitirerek şampiyonlar ligi kontenjanımızı çöpe atmıştır.

türkiye'de -trabzonspor dahil- ağababalarımızın haricinde bir takımın şampiyonluğu, hatta bu takımların üstüste şampiyonlukları özlemle beklenendir, fakat çok ama çok uzaktır.

aylar sonra gelen edit ühü: pis patladık! bir de çok ama çok demişiz iyi mi.

sozlukteki efendi yazarlar top 100

ne vakit sözlükte bu tip önemsiz içerikli sazan avı anketler başlasa özenilesi bir ciddiyetle düşüncelerini belirten yazarlar bu sözlüğün en efendi yazarlarıdır. efendilik güzeldir, efendilik zordur.

matteo ferrari

öbür yanına da diego lugano geçse kalecisi olmayan bir takım yaratılabilir.

uzun sacin yakistigi erkek

<bkz: barış manço>

zira kısa düşünemiyor insan.

beyaz sacin yakistigi erkek

<bkz: fedon>

ask sozleri

zaman zaman da acıtır, rahatsız eder.

"...ve ben artik seninle yapamiyorum
birtanem, elimde degil
istesem de, istesem de yapamiyorum
ve sana dokunmak gelmiyor icimden
ask sozlerin batiyor
sarilsan da, yalvarsan da seni duyamiyorum
inanamiyorum ne hale dustuk, bilemiyorum..."

<bkz: her neyse>

kanat guner

anlamadığım kadın. ben bu kadının derdini kati surette anlamıyorum.

kendini ve ait olduğu alt kültürü anlatmadaki başarısı, anlatılan herşeyin barındırdığı yüksek talihsizlik oranı, göz göre göre beklediği sonu adım adım yaşaması ve bu sonun kendisine ait cevap haklarını mahşere kadar elinden alıp çöpe atması... hiçbirşeyi değiştirmiyor.

tahammülüm olmayan bir konudaki üst düzey ihtisası siliveriyor farkında olduğu, hepimizi de farkında olmaya davet ettiği ne varsa. sen bu kadar farkındayken sana üzülemem kanat güner. günah çıkarırcasına sövmek istiyorum aslında sana ama utanıyor yüzümün diğer yanı yapamıyorum. sen başkalarının wc'ye girdikten sonra bir daha göremedikleri arkadaşısın sadece, seni ben kimsenin hayatında başka bir yere koyamıyorum.

madde bağımlılığı asla bir kader değildir. kader bu hikayede sadece günahına girilendir.

tarih boyunca soylenmis ilginc ve guzel sozler

bilhassa galatasaray'ı öven parçalı bulutlu cımbızlanmış basın toplantısı cümleleri değillerdir. herşeyden önce bir işe yaramaları lazım.

kurt aciliminda muhatap abdullah ocalan dir

kürt politikasının çözümsüzlükten beslendiğinin en büyük kanıtı olan başlık.

hani söyleyip duruyor ya bir zümre " akan kanlar birdir", "herşey barış için", "yeter ki silahlar sussun" vesaire..

işte tam burada kalıyorsunuz, tam burada. öcalan bile kendinin muhatap alınmadığı opsiyonlardan sıklıkla bahseder oldu, ama sözde kraldan çok kralcılar, yani resmen inatçılar bu şıkkın üzerinden politika yapmaktan hiç vazgeçmiyor.

devletin politikalarında da işi çözümsüzlüğe süren noktalar var. kürt politik kanadındaki yanlışlar devletin uygulamalarını meşrulaştırmaz. şunu da hatırlatmakta fayda var ki, kürt politikası kendine 80'den bu yana yaratabileceği en meşru ve en ılımlı zemini kaybetmek üzere. bu meseleler hiçbir zaman bu kadar sesli ve tahammül edilebilir düzeyde konuşulmadı, devlet kanadından herhangi bir adım atılmadı. durumun talihsizliğini kabullenmek değil, fırsatı kullanmaktır bu sadece. bu kadar tabulaştırılmış, şovenist milliyetçiliğin körüklemesiyle yok sayılmış bir problemin çözümünün devlet gündemine alınması, gündemin gerçek anlamıyla canlanması karşısındaki bu hadbilmez tavır yanlıştır.

abdullah öcalan'ı muhatap almak, sorunu bambaşka bir boyuta taşımaktır, yanlıştır, hak yol, akil yol değildir. kürt mücadelesinin çok haklı yanları vardır, bu haklı yanlar kürt dışı zümreler tarafından da hakkıyla savunulmaktadır fakat artık şunu kabul edelim ki öcalan'a tapan bir kürt hareketinin türkiye devleti'nden trt şeş dışında birşey kazanabilme ihtimali sıfırdır.

rc cannes

fenerbahçe acıbadem bu hızla esip gürlemeye devam ederse bu sezon arkada bırakılan diğer takımlardan biri olması kuvvetle muhtemel. talihsizlik kendilerine ait.